1895 Erek

    M.Ö 3000’li yıllardan başlayarak çok sayıda devlet ve beyliğin hâkimiyet kurduğunu Erbaa da Hattuş, Hitit, Pers, Pontus, Roma, Bizans, Danişment, Moğol ve Osmanlı İmparatorluğunun yerleşim yeri olduğunu biliyor muydunuz?

    Erbaa, yerleşim yeri olarak çok eski tarihe sahiptir. Çevrede yapılan kazılardan, kalıntılardan ve tarihi bilgilerden Kelkit Havzası ve yöresinin Hititlerin yerleşim alanı olduğu tespit edilmiştir. Hititler ve Frigler Kelkit havzası boyunca MÖ. 2000-600 yıllarında irili ufaklı birçok yerleşim alanı kurmuşlardır.

                    Osmanlı arşivlerinde bulunan tarihi vesikalara göre, daha 18. Yüzyılın başlarından itibaren KAZA-İ ERBAA' dan söz edilmektedir. Ancak sözü edilen Kaza-i Erbaa, Sonusa, Karayaka, Taşabat ve Erek adlı dört nahiyenin meydana getirdiği bir idari yapılanmadır. Bu dört nahiyeden biri olan Erek nahiyesinin zamanla büyüyerek gelişmesi, diğer nahiyelerin yanında kendisine müstesna bir yer kazandırmıştır. Nitekim Erek nahiyesi zamanın devlet idaresinde 1872 yılında Amasya sancağına bağlı bir kaza (ilçe) olarak teşkilatlandırılmış, daha önce nahiyenin genel adı olan Erbaa adı da yeni kazanın-ilçenin adı olmuştur. Böylece 1872 yılında tesis bulunan Erbaa Kaymakamlığı, 1892 yılında Tokat'a bağlanmıştır.

    Tozanlı çayı olmak üzere özellikle Kelkit ırmağı boyundaki bir ova ile bunu çevreleyen dağlık yerleri içine alır. Erbaa'nın kuzeyindeki Canik dağlarının eteğinde Erbaa Ovasına hakim alçak bir tepede yer almaktadır. Kelkit ve Tozanlı çaylarının birleştiği dar geçitte inşa edilmiştir. Karalar Kalesi ve Kaleboğazı olarak da adlandırılan kalenin tarihi Pontus Kralı VI. Mithridat'a uzanmaktadır. Kalenin Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait kalıntılar bulunmaktadır.  Boğazkesen Köprüsü Kelkit ile Tozanlının kucaklaştığı Boğazkesen üzerinde kurulmuş bir köprüdür. Tarihte Amasya Niksar bağlantısını sağlayarak görev yapmıştır. Kale Köyü tarafındaki ikinci ayağın suya yakın kısmında kesme taşa işlenmiş iki adet "Haç" işareti nedeniyle Bizans dönemine ait olduğu, köprü ayaklarının yarıdan sonrasının ise Selçuklu ve Osmanlı eseeri olduğu anlaşılmaktadır. Köprü ayaklarında bulunan Selçuklu arması olan "Kartal" figürünün sulara karışarak kaybolduğu bilinmektedir.

     

    HOROZTEPE İlçe merkezinin güneydoğusunda imbat deresi mevkisinde yer alan Horoztepe'de M.Ö. 2000-600 yıllarında irili ufaklı birçok yerleşim alanı bulunmaktadır. Horoztepe'de M.Ö. 3000 yılına ait bir mezar ortaya çıkartılmıştır. Bu mezarlıkta bulunan madeni ve altın süs eşyaların yanı sıra, altın ve bronzdan yapılmış çocuğunu emziren kadın heykelciği halen Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde teşhir edilmektedir.

     

    Silahtar Ömer Paşa Camisi, Akça (Fidi) kasabasındadır. Yazıtı bulunmayan cami 18. yy.'a tarihlendirilir. Silahtar Ömer Paşa'nın 1707 yılından önce öldüğü bilinir. Camideki iki adet bakır şamdanın üzerine, Ömer Paşa'nın şamdanları 1688 yılında Camiye vakfettiği yazılır. Bu durumda caminin bu tarihte veya öncesinde yapıldığı düşünülebilir. Cami, Osmanlı döneminde Selçuklu tarzıyla inşa ve tezyin edilmiştir. Anadoludaki ahşap camilerin sağlam kalabilmiş en güzel ve zengin örneklerinden biridir. Düden Gölü Erbaa-Gökal yolu güzergahında Kızılotluk mevkisinde olan Düden Gölü bir mesire alanı olup çevresi çam, kayın ve meşe ormanları ile kaplıdır. Erbaa ve çevresi ormanlık ve mesire alanlarıyla kaplıdır. Çatalan ve Akıncılar orman serisi içinde yetişen Lübnan Sediri, Akdeniz bölgesinden sonra kuzeyde en son görülen önemli bir yöresel ağaç türüdür.

     

    Erbaa’ya bağlı Çamdibi Köyüne bir kilometre mesafede bulunan bir kaynak suyu, Kilise Suyu. İçinden bir değirmeni döndürecek kadar su çıkmaktadır. Suyu gayet berrak ve temizdir. Gözenin bulunduğu kısmın önü açıktır. Üzeri kubbemsi bir yapı ile örtülmüş, ön tarafı suyun akışına göre düzenlenmiştir. Eskiden önünde demir bir kapısı olduğu söylenen bu suyun Roma Dönemi kaynak tapınaklarından olduğu öne sürülmektedir. Roma Dönemi ile ilgili eserlerde Roma İmparatorluğu tapınaklarından bazılarının doğrudan doğruya kaynak tapınakları olduğu belirtilmektedir. Bu yönde bir başka işaret de bu tapınaklarda özellikle su kaynağının yapının içinde olmasıdır. Kilise Suyu ile ilgili gündeme gelen aktığı yönde tarihin ilk su değirmeninin inşa edilmiş olması, şimdilik bu yer ile ilgili cevap bekleyen sorulardandır.

     

    Oda Özellikleri
    35 m2 Kale Manzaralı odamızdır
    Bir çift kişilik bir tek kişilik yatak bulunmaktadır.
    Ücretsiz yüksek hızlı internet erişimi
    LCD televizyon
    Uydu ve film kanalları
    Saç kurutma makinesi
    Mini bar
    İsteğiniz doğrultusunda yastık menüsü
    isteğe bağlı çay ve kahve düzeneği
    Ücretsiz Tarihi 13.Y.Y Pervane Hamamı Girişi (Tokat Hamam kültürü bilinen büyük yöresel özelliklerinden biridir)(Pervane Hamamı, 1275 senesinde Selçuklu veziri Muinüddin Pervane tarafından yaptırılmıştır.)
    Ücretsiz Otopark